Yaptıklarımız

"Göç ve Sığınma Arasında Kadın" paneli

 

Tevekkül Karman Vakfı tarafından ''Göç ve Sığınma Arasında Kadın'' konulu panel, Elite World Europe Hotel'de düzenlendi. Vakfın direktörü Misk El-Junaid, açılış konuşmasında, Vakfın geçtiğimiz yıl içinde tamamlanmış projelerin yanı sıra, Yemen ve Suriye'deki mültecilere yönelik birçok projeyi hayata geçirdiklerini açıkladı; geçen yıl şubat ayında Yemen'de savaşta yaralananlara yönelik bir rehabilitasyon merkezi olarak hizmete başladıklarını, kısa sürede çatışma bölgelerine 1 milyon dolar yardım sağladıklarını anlattı.


Nobel Barış ödüllü Tevekkül Kerman, Türkiye, Ürdün, Suriye, Bangladeş, Sırbistan, Hırvatistan ve Almanya'daki mülteci kamplarına yaptığı ziyaretlerde mültecilerin durumlarını, şartlarını gözlerimizle gördük. İnsanlık onuruna yakışmayan manzaralar. Tek kelime ile bir trajedi yaşanıyor bu kamplarda dedi. Kerman, mültecilere karşı Avrupa’nın tutumunu eleştirerek: duvarlar örülerek, dikenli teller çekilerek ve kopekleri mültecilerin üzerine salarak Avrupa mülteci akımını durdurmayacağını ve bunun Avrupa Birliği'nin insani ve hukuki değerlerine aykırı olduğunu söyledi.


Kerman, Yemen’de çok büyük bir insani dram yaşandığını ve Yemenilerin birçok savaşla karşı karşıya kaldıklarını açıkladı. Tüm bu savaşlarda ek olarak açlık ve ölümcül hastalıklar.
Karman, asıl sorunun İran, BAE ve Suudi Arabistan'ın, Yemen'de bağımsızlık ve istikrar istememesinden kaynaklandığını öne sürerek, şöyle devam etti: Suudi Arabistan ve BAE'nin yetkilileri Yemen'in kaos ve kargaşa ortamında tutmak istiyorlar, böylece yemen devleti üzerinde vesayetlerini sürdürecekler, yemenin adalarını ve kıyılarını kontrol etmeleri daha kolay olacaktır.


Kerman, Burma, Suriye, Yemen, Irak, Afganistan, Afrika ve her yerde sivillere karşı suç işleyen katillerin kadınlarla erkekler arasında ayrım yapmadığını, evleri yıktığını ve toplu infaz politikasını kullandığını vurguladı. Kerman, 2016 yılında dünya çapında mültecilerin sayısı hakkındaki BM istatistikleri 65 milyonu geçtiğini açıkladı.


Kerman, Rohingya Müslümanlarının acımasız katliamına ve Rohingyaların toplu tecavüzüne, onlara karşı işlenen vahşi cinayetlere, çocukların ve bebeklerin öldürülmesine, ebeveynlerin gözleri önünde vahşice boyunlarının kesilmesine, durdurmak için dünyaya bir çağrıda bulundu, bu yönde mültecilerin kabul edilmesine, sınırların açılması ve barınmalarının sağlanmasına insani ve hukuki standartlara uygun bir şekilde, kadınların ve çocukların özel ihtiyaçlarının yerine getirilmesine somut adımlar atmaya çağırdı.


Suriye'de de durumun çok farklı olmadığını söyleyen Kerman: Beşşar Esad’ın, sivillere karşı işkence ve insanlık suçları işleyerek yarım milyon Suriyelinin ölümünden, milyonlarca insanların mülteci edilmesinden sorumlu olduğunu ifade etti.
Suriyeli Avukat Majed Sharbaji de "Suriyeli Kadın Göçmenlerin Yaşadığı Zorluklar ve İhtiyaçları" başlıklı konuşmasında, Suriye'de Esed rejimi tarafından 3 yıl hapishanede tutulduğunu ve eşinin de rejim tarafından işkenceyle öldürüldüğünü söyledi.


Sharabji, Suriye’nin farklı bölgelerinde Türkiye ve Avrupa ülkelerinde mülteci kamplarındaki Suriyeli kadınların durumunu ele alarak, savaşın en çok mağduru kadınlar olduğunu ifade etti. Erkekler kendi bölgelerini savunur iken kadınlar tek başlarına çok zor şartlar altında daha güvenli yerlere gitmek zorunda kaldıklarını söyledi.


"Arakan Kadınları ve Dünyanın Sessizliği" başlığı altında bir konuşma yapan Bangladeş Dakka Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Shireen Huq, dünyada en büyük zulmün Rohingya'daki insanlara uygulandığını söyledi: Rohingya mülteci kamplarında yaptığımız ziyaretler sırasında korkunç insan hak ihlalleri ile karşılaştık; dünyanın sessizliğini fırsat bilen Myanmarlı askerlerin, Rohingyalara karşı savaş suçları işlediklerini ifade etti.
Cenevre'deki Sam Haklar ve Özgürlükler Vakfı başkanı Nabil el-Baydani, Yemenli kadınların mevcut durumdaki ıstırabını anlattı, Yemen’in çok ağır bir kuşatma altında olduğunu söyleyen BAYDANİ kimsenin ülkeye giriş çıkış yapmadığını söyledi.